Tahviller 20 yılın zirvesinde: Altın için ne anlama geliyor?
Küresel piyasalar zorlu bir hafta geride bırakıyor. ABD tahvil faizlerindeki sert yükseliş, Orta Doğu'daki savaşın enerji piyasalarına etkisi ve dünya genelinde merkez bankalarının yeniden faiz artırmaya başlaması, kıymetli madenler için yeni bir denge arayışı başlattı. Bu yazıda tabloyu üç başlıkta özetliyor ve altın açısından ne anlama geldiğini değerlendiriyoruz.
1. ABD tahvilleri: 20 yılın zirvesi
ABD'nin 10 yıllık tahvil getirisi bu hafta %5,22'yi aştı; bu, Haziran 2007'den beri görülmemiş bir seviye. 30 yıllık getiri ise %5,50'ye ulaşarak 2004'ten beri en yüksek düzeye çıktı. Yükselişin arkasında beklentilerin çok üzerinde gelen aktivite verileri, Fed yetkililerinin şahin açıklamaları, 5 yıllık tahvil ihalesine gelen zayıf talep ve yüksek seyreden petrol fiyatları var.
Bu yalnızca bir ABD hikâyesi değil: Japonya'nın 10 yıllık getirisi 1996'dan beri en yüksek seviyeye çıktı; İngiltere ve Almanya'da da çok yıllık zirveler görüldü. Küresel bir tahvil satışıyla karşı karşıyayız.
2. Savaşlar ve enerji fiyatları
Orta Doğu'daki savaşın genişlemesiyle petrol arzına dair endişeler yeniden alevlendi ve petrol varil başına 103 doların üzerine döndü. ABD ile İran arasındaki diplomatik temaslar henüz sonuç vermiş değil. Şirketlerin girdi maliyetleri Eylül'de son dört yılın en hızlı artışını kaydetti.
Savaşın kıymetli madenlere etkisi iki yönlü: bir yandan güvenli liman talebini artırıyor, diğer yandan petrol üzerinden enflasyonu ve dolayısıyla faizleri yukarı itiyor.
3. Merkez bankaları: sıkılaştırma ve altın alımı
Fed, Eylül toplantısında faizi 25 baz puan artırarak %3,75–4 aralığına çekti; bu 2023'ten beri ilk artış. Piyasalar şu anda Ekim'de yeni bir artırım için %75'in üzerinde olasılık fiyatlıyor. Japonya Merkez Bankası faizi 1995'ten beri en yüksek seviye olan %1,25'e çıkardı; Avrupa Merkez Bankası da Haziran'da artırıma gitmişti.
Öte yandan merkez bankalarının altın talebi güçlü kalmaya devam ediyor. Merkez bankaları 2026'nın ikinci çeyreğinde 288,9 ton ile rekor düzeyde alım yaptı; Çin, Temmuz itibarıyla 21 aydır kesintisiz alıcı. Rusya ve Türkiye ise 2026'nın en büyük net satıcıları arasında. Türkiye tarafındaki satışlar kur istikrarı ve yurt içi altın talebinin yönetimiyle ilişkili, bu da yurt içi fiyatlamayı yakından takip etmeyi gerektiriyor.
Kıymetli madenler için ne anlama geliyor?
Altın bugün iki karşıt güç arasında:
Kısa vadeli baskı: Yüksek reel faizler ve güçlü dolar, faiz getirisi olmayan altının fırsat maliyetini artırıyor.
Yapısal destek: Merkez bankalarının düşüşleri alım fırsatı olarak görmesi, süren jeopolitik riskler ve geri dönen yatırımcı ilgisi. Küresel altın ETF'leri Ağustos'ta kayıtlardaki en büyük ikinci aylık girişi gördü.
Ons altın, Ocak ayında gördüğü 5.589 dolarlık tarihi zirvenin yaklaşık %23 altında, 4.280 dolar civarında işlem görüyor. Şahin bir Fed'e rağmen fiyatın bu bölgede tutunabilmesi, alttaki talebin gücünü gösteriyor.
Gelecek hafta neleri izleyeceğiz?
30 Eylül: ABD çekirdek PCE enflasyonu ve GSYİH verisi
1 Ekim: ISM İmalat PMI
2 Ekim: Tarım dışı istihdam, işsizlik oranı ve saatlik kazançlar
Güçlü gelecek veriler Ekim'deki faiz artırımını kesinleştirerek altın üzerinde baskı yaratabilir. Zayıf veriler ise tahvil piyasasında rahatlama ve altında toparlanma getirebilir. Veri saatlerinde fiyat oynaklığının artmasını bekliyoruz.
Kaynaklar: CNBC, Bloomberg, Trading Economics, Dünya Altın Konseyi, Goldman Sachs Research.
Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz.